| TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI -2 |
|
|
|
|
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI -2 Aile- Akraba- Aşiret İlişkileri Kişi ile ailesi arasında da kopmaz kopamaz bağ/lar vardır. Aile, geniş bir mefhum. Çekirdek aileden başlar, geniş akrabaya kadar uzanır. Bu bağ ve irtibat ne kadar genişlerse bizi muhafaza etme veya kuşatmada o kadar ehemmiyet taşır. Ailenin her ferdine karşı vazife - sorumluluk farklıdır. Bunların nasıl oluşu bize yüce Rabbimiz beyan buyurmuştur. Lokman suresi bize bu hususta rehberlik eder. "Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür. Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): "Bana (şükret), anana ve babana da (teşekkür et)" diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak Banadır. Bununla beraber eğer her ikisi de bilmediğin bir şeyi, Bana ortak koşman hususunda seni zorlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin ve Bana yönelenlerin yolunu tut. Sonra dönüşünüz ancak Banadır. O zaman Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim. "Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da bir kaya içinde veya göklerde yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır." "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir." "Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez. Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir. " (Lokman suresi 13-19).
Bu buyruklar; aile reisi olarak babanın ağzından öğütlerdir. Ailenin içinde bir işleyiş ve hiyerarşi vardır, buna dikkat gerekir. Aile reisi Müslümanlarda -istisnalar hariç- babadır. Çünkü ailenin yükünü o taşır. Ayrıca soy sop da babadan gelir. Yahudilerde soy anneden gelir, bunun tarihi ve sosyolojik sebepleri vardır. Firavun erkeklerini katledip kadınlarını sağ bıraktığı için midir, başka bir sebebi var mıdır? Onun için bu durum zaman zaman bazı karışıklıklara da vesile olabilir. Anne tarafı Yahudi baba tarafı Müslüman olan biri bize göre Müslüman Yahudilere göre ise Musevi olur. Bu genel kaideyi abartarak Müslüman bayanları küçük görmek doğru değildir. Ama feminist yaklaşımları İslamî diye lanse etmek de ayrı bir problem. Akrabalık bağı geleneksel toplumlarda koruyucu bir kalkan vazifesini görür. Bu bağ uzatılırsa aşiret yapılanmasına girer. Aşiret, geleneksel toplumlarda devletle ilişkilerde belirleyici olur. Ferdin özgürlüğünü kısıtlar. Bugün dahi bu bağ kimi yerlerde geçerlidir. İnsanlar, sıkıntılı anlarda dayanak/lar arar. Dayanağı ne kadar güçlü ise dayanma gücü o denli güçlü olur. Başka toplumlarla, devletle hatta beynelmilel ilişkilerle münasebetlerde ailevi bağlar kişiye dayanak olur, onu besler, ona güç kaynağı olur. Hele bu ailevi bağın bir de manevi veçhesi varsa?. Bu konuda aile bağı yanısıra bir de sırtını dayadığı bir ekolu, bir cemaati varsa daha da kendini güçlü hisseder. İşte bu tür dayanaklar hem direnci sağlar hem de adaletsizliğe kapı aralar. Kişi bu avantaj durumunu haksızlığa- adaletsizliğe karşı kullanırsa hayırlara vesile olur. Ama buna isnaden kayırmacılığa, makam mevki elde etmekte kullanırsa işte o zaman kişi için kuşatmaya dönüşür.
Makam- mevkii imtihanı Makam ve mevkii, imtihanların mühimlerindendir. Bu makam aile reisliğinden başlar devlet reisliğine kadar genişler. Herkes eldeki imkan dahi-linde imtihana tabidir. Küçük imkanın imtihanı da küçük vebali ve sevabı da kendine göredir. Büyük imkanın, imkanı da imtihanı da büyüktür. Bulunduğumuz her yerin/ imkanın/ mevkinin vecibeleri, mesuliyetleri, avantajları vardır. Her mevkide insanlar farklı durumlarla karşılaşırlar. Kişiliği oturmuş insanlar, bulundukları mevkinin icabınca davranırlar. Burada en mühim mesele istişare edebilmektir. İstişare ile danışmanlığı birbirinden ayırma ve gereğince amel edebilme çok elzem ve zor bir durumdur. Nimet- külfet dengesi Yetkisi çok ama bağlayıcılığı az olan idare biçimi şura ilkesine aykırıdır. Mesuliyeti çok ama yetkisi az ise, adalet ilkesine aykırıdır. Rutin işlerde inisiyatif kullanmak fazla sıkıntı olmaz, belki hareket serbestiyesini doğurur. Ama yeni bir yol-yöntem durumunda ise istişare etmesi gereken kurum- kuruluş ve kişilerle istişare şarttır. Konuyla ilintisi olan her kesimin bilgisine ve fikrine ihtiyaç vardır. Akıllı insanlar, mevkilerine göre davranan, hareket edebilen kişilerdir. .....
|





