Hükümet - Toplum İlişkisi - 4 PDF Yazdır e-Posta

(30 Temmuz 2022, Cumartesi)

Cema­atler - Hükümet ilişkileri

STK ile cemaat çoğu zaman karıştırılıyor. Bunun sebebi mevzuattır. Hükmet/devlet, toplumu zapturapt altına almak için her oluşumu bilmek ve kontrol etmek ister. Topluma güvenini yitiren hükümet, mevzuat dışı oluşumları meşru saymıyor.

Mevzuat ise toplumun maddi - manevi ihtiyaçlarının bütününü karşılayamıyor. Böyle olunca toplumu STK'lı olmaya zorluyor. Kayıt altına alınmayan ne varsa merdiven altı kabul ediliyor. Bu hal, toplumu meta gibi görmekten gelir. Nasıl her iktisadi oluşumu kayıt altına alıp vergilendirmek istiyorsa aynen öyle toplumu da kayıt altına almayı varlık meselesi sayıyor. Bu kendine güvenememenin işaretidir. Kendinden emin olan ve toplumuna güvenen hükümet/devlet, toplumu serbest bırakır, kanunu da toplumun ihtiyaçlarına göre tanzim eder. Yasal düzenleme toplumun yapıtaşlarını hesaba katmadan yapılıyorsa ki -Türkiye'nin yasaları genel itibarıyla böyledir- hükümet/devlet de bunun böyle olduğunu bildiği için kanunla toplumu kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Hal böyle olunca toplumsal yapılanmalar kendini yasalara karşı korumak için STK olmak mecburiyetini duyuyor. STK olunca da mevzuata güvenleri olmadığı için hem yasal hem de yasal olmayan bir durum ortaya çıkıyor. STK ile istediklerini tam yapamıyor toplum. O bakımdan cemaat yapılanması olanlar STK'yı kalkan olarak kullanıyorlar. Asıl yapmak istedikleri STK'lığı aşıyor.

Hükümet, cemaatlerden hem istifade etmek istiyor hem de varlığından rahatsızlık duyuyor. Hükümet yetenekli insan yetiştirmede başarılı olamıyor, cemaatlerin yetiştirdiği yetkin kişileri istihdam ediyor, yetişmiş elemanları hükümetin programı doğrultusunda kullanıyor, bu da normal. Yetişen her yetenekli kişi -genel itibarıyla- bir cemaate, STK'ya veya bir çevreye iltisaklı oluyor. Hükümetin topluma (cemaatlere) bakışı mesafeli olduğu için adı geçen kişiler geldikleri yerle irtibatını sürdürürse hükümet nezdinde önü kesiliyor, irtibatını keserse yetiştiği ocağa karşı kendini suçlu hissediyor, böyle olunca her iki tarafı idare etmek zorunda kalan şahıs kişilik zaafına uğramış oluyor. Bunun sorumlusu hükümet/devlettir. STK'lara , cemaatlere karşı ciddi bir siyaseti, bir işleyiş biçimi yok. Genel bir devlet politikasına dayanmayan bu ilişki biçimi her parti kendi ideolojik durumuna göre bir STK, cemaat grubu buluyor veya oluşturuyor. İktidara yakın STK, cemaatin önü açılıyor, muhalefete yakın olanların önü kapatılıyor. Bu durum toplumun hükümete karşı güvensizliğine vesile oluyor.

Hükümet/devlet toplumun hassasiyetlerini ciddiye almıyor. Kafasına bir batı ideolojisini koymuş, toplumu mutlaka oraya sürükleyecek. Toplum başka bir anlayışta devlet başka bir anlayışta.

Bu ülkede devletlüler, toplumun değer yargılarını ötekileştiriyor, düşman sayıyor. Böyle olduğu için de toplumu önce bağlı bulunduğu değer yargılarından soğutmaya, ondan koparmaya sonra soğutulan ve kopan/koparılan toplumu istediği yöne anlayışa sürükledi, karşı çıkanlara da gereği yapıldı. Bu ülke bunların acı tecrübelerle dolu.

Hal böyle olunca toplum, değer yargılarını muhafaza etmek için cemaatlere sarıldı, onlara bel bağladı. Cumhuriyet tarihi boyunca halkımız cemaatlerle dinini, örfünü, geleneğini... sürdürebildi.

Cemaatler arasında da devlet/erk ayrımcılık yapıyor. Batı değer yargılarını savunan cemaat ve STK'ları kayırıyor, onların görüş ve önerilerini devletin resmi anlayışı sayıyor, ama İslamî değer yargılarını savunan cemaatleri yok sayıyor. Onları sadece oy deposu ve bedel ödemesi gereken durumlarda hatırlıyor, varlıklarını geçici kabul ediyor. Onun için İslamî cemaatlerin hiçbir isteği yasalaşmıyor, geçici pansuman tedbirlerle çözümler üretiyor. Üretilen çözümler ise İslamî kavramlarla İslamî anlayışla değil Batı değer yargılarıyla batılı kavramlarla izah ediliyor.

İslam ve Müslümanlar tali derecede vatandaş mevkiine indirgeniyor. İşte halk/toplum buna tahammül etmiyor, ya açıkça devletle kapışacak veya başka yol-yöntem bulmaya çalışacak. Devleti yıpratmak da istemeyen halk cemaatlerin şemsiyesine/saçağına sığınarak değer yargılarını korumaya çalışıyor.

Evvela devlet/hükümet/erk netleşecek, cemaatlere karşı nasıl bir tavır takınıyor bunu açıkça ilan edecek ve yasalara bağlayacak. Cemaatler yok sayılarak bir yere varılamaz. Aslına bakarsanız cemaatler devletin yükünü hafifletiyor.

Bir taraftan özgürlüğü, liberalizmi, serbestliği savunuyor, diğer yandan cemaatleri sıkı bir devlet denetimine tabi tutuyor.

Erk üzerine düşeni yapmadan cemaatleri suçlamaktan vazgeçsin. FETÖ gibi bir şebeke dolayısıyla cemaatleri düşman ilan etmek hükümete/erke zarar verir.

Cemaatlerin açmazları tabii ki var. Ama ana mesele mevzuattır ve erk sahiplerin topluma güvensizliğidir. Hükümet/erk halka güvenmiyorsa toplum/cemaatler niye hükümete/erke güvensin.

Sahi devlet/hükümet/erk, toplum için mi var yoksa biz devlet için mi varız? Türkiye ekonomik yönüyle devleti oldukça zayıflatmış, sermayedarların emireri gibi, kontrol yok, isteyen istediği gibi ticaretini yürütüyor, karaborsa, faiz haksız kazanç... serbest. Diğer yanıyla devlet/hükümet/erk toplumu sıkı bir denetime tabi tutmuş. Bu dilemma, bu çelişki cemaatleri geriyor.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Mülahazalar
(8 Ekim 2022, Cumartesi) Düzenli ve te...
Hükümet - Toplum İlişkisi - 5
(7 Eylül 2022, Çarşamba) Hükümet-...
Hükümet - Toplum İlişkisi - 4
(30 Temmuz 2022, Cumartesi) Cema­atler...
Gergin Ruh Hali Yaşayan İnsanların Ahvali
(6 Temmuz 2022, Çarşamba) Beniâdem h...
Hükümet - Toplum İlişkisi - 3
(17 Haziran 2022, Cuma) Sivil Toplum Ku...
Hükümet - Toplum İlişkisi - 2
(28 Mayıs 2022, Cumartesi) Jeopolitik...
Hükümet - Toplum İlişkisi - 1
(12 Mayıs 2022, Perşembe) Hükümet, ...
Dünyanın Düzeni ve İnsanların Huzuru
(8 Nisan 2022, Cuma) Bilinmesi lazım k...

Kimler Sitede

Şu anda 70 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 612
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 4651177
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >