Hasbihal PDF Yazdır e-Posta

(16 Ağustos 2019, Cuma)

Nereye/neye odaklanacağımı kestirmekte zorluklar yaşıyorum.

Aklıma danışıyorum, çevreme bakıyorum, geriye bıraktığım 66 yıllık hayatıma bakıyorum, biriktirdiklerime bakıyorum, çocuklarıma–torunlarıma, nesl-i hazıra, nesl-i atinin geleceğini düşünüyorum ve olmakta olanlara bakıyorum. Sonra içime dönüyorum, kendi vicdanıma kulak veriyorum, gönlüme danışıyorum…

Dönüp sokağa bakıyorum, yaşadığım şehre İstanbul’a geldiğim 1976’lı yılları tekrar be tekrar bir film şeridi gibi zihnimden geçiriyorum. Bu şehrin çehresi nasıl değişmiş, nereden nereye evirilmiş, hangi yönleri iyiye doğru hangi yönleri kötüye doğru değişmiş. İyileşme ile bozulma arasındaki bağı nasıl kuracağımı nereye oturtacağımı kestirmeye çalışıyorum.

1950li yılların sonlarından bugüne dünyanın nasıl kılıktan kılığa girdiğini anlamaya çalışıyorum, yaşadıklarımla irtibatlandırarak. Aklımın erdiği günden bugüne bu ülkede neler olmuş nereden nereye gelmişiz ona bakıyorum, zihnimde bunları tartıyorum.

Ayrıca doğduğum köy (Tırmal/Üçocak)ün o günkü haliyle bugün içinde yaşadığım mega kent İstanbul’u zihin dünyamda yan yana getiriyorum, mukayesesini yapmaya çalışıyorum. Oradan buraya nasıl geldiğim, zihnimi kurcalıyor.

Köyümdeki zihnimin berraklığı ve darlığı ile bugünkü düşünce dünyamın çeşitliliği ve karmaşıklığını anlamaya çalışıyorum. İkisini nasıl mezcedebilirim, o gün elde ettiklerimin bugün ne işe yarayacağını anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum. O günkü oyuncaklarımla bugünkü neslin oyuncaklarını ve oyunlarını, zevklerini, damak tatlarını, önceliklerini… mukayese etmeye çalışıyorum, ortak bir nokta bulmakta zorlanıyorum. Zevklerin nasıl değiştiğini tespit etmek bile beni zorluyor, çünkü çoğunu unutmuşum.

Küçüklüğümden beri inşa etmeye çalıştığım beni ben kılan bir çizgim var mıdır diye kendime soruyorum? Aldığım cevap beni iç dünyamda tatmin ediyor, lakin bu tatmin ve üzerinde hayat süregeldiğim çizgiyi kime nasıl anlatabilir, nasıl aktarabilirim konusunda acz içindeyim. Vicdanen bu konuda rahatlık duymaklığımı; çocuklarıma, aileme, çevreme ve modern dünyaya nasıl ispat edebilirim bilemiyorum.

Benim tatmin oluşuma kim ne kadar önem veriyor onu da bilemiyorum. Çünkü kimse kimsenin iç huzuruna bakmıyor. Herkes bir başkasının nerede durduğuna, hangi mevkide olduğuna, ne kadar mal-mülk sahibi olduğuna bakıyor. Benim bu konuda başta çocuklarım olmak üzere kimseye göstereceğim bir yerim, makam- mansıbım, param pulum maddi varlığım olmadı, bu yaştan sonra da olabilme ihtimali yok.

Geçer akçe olan bu varlıklardan yoksunum. Kendimi başka varlıklarla anlatmaya çalışıyorum. Dürüstlük gibi, okumak gibi, kimseye zarar vermemek gibi, kimsenin, hiçbir makam-mevki önünde eğilmemek gibi, inandığı gibi yaşamaya çalışmak isteği gibi, içinde bulunduğu sosyal çevreyi ve kültürel havzayı önemsemek ve ona bağlı kalmak gibi, zararına da olsa verdiği sözü tutmak gibi…

Biriktirdiğine inandığım (çok mühim olmasa da) tecrübemin, aileme, çevreme, içinde bulunduğum kültür havzasına, bağlı bulunduğum medeniyete, insanlığa ve hassaten Müslümanlara aktarmanın bir faydası olur mu diye düşünüyorum. Faydası olur diye inanırsam, bu kanaatimi kiminle nasıl paylaşır ve nasıl aktarırım? Bu konuda tereddütler yaşamaktayım.

Bu bir iç tereddüttür, bir hassasiyet tereddüdüdür, başkasına zarar vermeme tereddüdüdür.

Ya vicdanıma kapımı kapatacağım, başkası/benim dışındakiler ne istiyorsa ona yöneleceğim veya kendi iç alemimde yolculuk yaparak vicdanımın sesine kulak vereceğim.

İkisini bir arada yürütebilecek bir beceriye sahip değilim. Bazıları bu müşkil problemi çözmüş olabilir. İşte onlar büyük insanlardır, ama ben bunu becerebilecek kabiliyete sahip değilim. Neylersin kabiliyet meselesi.

Böyle problemler yoktur diyebilenlere çok inanmak isterdim, lakin yaşadığımız bu çağda ve bu coğrafya ben yaşındaki birinin böyle bir problem yoktur diyebilmesi bana çok anlamlı gelmiyor.

….

Başkasını memnun etmek için kendimden ne kadar kaçabilirim?

Bunun bir yolu ya içine sindiremediğim bazı sert ve köşeli nutuklar irat etme olacak, ya da başkalarının yanlışlarını abartarak kendime bir alan açmak. Bu iki şıkkı da yapabileceğimden emin değilim, yapım buna müsait değil.

Başkasını incitmemek için kendimi çok incitiyorum. O başkalarının isabetli olmayan duruşlarını kendime kabul ettirmek adına, zihnime zarar veriyorum. Kimi durumlarda kitap okumamayı bile denemeye çalışıyorum, çok şükür bunu kendime kabul ettiremiyorum.

Zihnimi kurcalayan her konuda arayıp ilgili kitap vb. ne ise onu bulmaya devam ediyorum. Her yeni keşif bana yeni bir ufuk açıyor. Durduğum yerde mıhlanmayı ölüm mesabesinde görüyorum. İki günü eşit olanın ziyanda olduğunu bana emir buyuran REHBERİME dayanarak ayakta kalmaya çalışıyorum.

Bu gel-gitlerle bir bayram geçirdim. Kurbanımı her sene gibi bu sene de bir grup mahalleden komşularımla kestim. Başka dünyaların varlığını, bayramın birinci günü komşularımla geçirdiğin zaman hissediyorum. O sohbetlerde ne siyaset konuşuluyor, ne din anlayışı. Her birimiz ne yapabiliriz, kurbanımızı nasıl düzgün bölüşür, nasıl dağıtırız, birbirimize nasıl yardımcı oluruz gibi küçük şeylerle uğraşıyoruz ve bir muhabbet oluşuyor.

Garip bir şekilde yıllardır oturup kalktığım, beraber yürüdüğüm insanlarla, dava arkadaşlarımla hep aynı konular etrafında dönüp dolaşıyoruz, bana yeni ufuk açanlar çok azdır.

Yıllanmış sorular, yığınla problemler ve iç karartıcı, sıkıcı konular, acaba bunları belli bir zaman askıya alabilsem, sonra tekrar dönüp durduğum yerden başlayabilsem daha iyi olur mu diye kendime sormaktan da edemiyorum.

Muhasebe, kendi içini dinleme, durup geriye bakarak yapıp ettiklerini değerlendirme, bir süzgeçten geçirme, sonra tekrar yola koyulma değil midir?

Ne dersiniz böyle yapmak insanı davadan soğutur mu? Yoksa daha sağlıklı yol almaya vesile mi olur?

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Yeni Dönem (mi?)
Türkiye’nin “Barış Pınarı Harek...
İnsanın kendini unutması
(20 Eylül 2019, Cuma) İnsanın ken...
Annemin Vefatı
(13 Eylül 2019, Cuma) Beyaz Anne...
Hasbihal - 2
(6 Eylül 2019, Cuma) Bir önce...
Hasbihal
(16 Ağustos 2019, Cuma) Nereye/neye od...
Ben Muhafazakâr Mıyım?
(5 Ağustos 2019, Pazartesi) Muhafazak&...
Neredeyiz?
(26 Temmuz 2019, Cuma) Herkes nerede ol...

Kimler Sitede

Şu anda 34 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 518
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3260348
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >