Suriye PDF Yazdır e-Posta

(18 Ocak 2019, Cuma)

ABD’nin Suriye’den çekilme kararından hemen sonra yeni bir safha başlamış oldu.

Bu yeni durumun nereye evirileceği belirsiz. Ama bazı yeni gelişmeler öne çıkmaya başladı bile. Türkiye açısından bakılınca; mesele biraz daha girift ve karmaşık. Bu vesileyle coğrafyamızın, bölgemizin getirdiği çok hareketlilik ve her an yeni gelişmelere gebe oluşunu bir kere daha müşahede etmekteyiz.

Bu coğrafyada stabil bir dış siyaset gütmek çok mümkün görünmüyor. Türkiye, tek başına bütün bölgeyi hizaya sokma, hizaya getirme ve ilkeli, ahlaklı, insani bir dış siyaset gütmelerini sağlama gücüne ve imkanına sahip değildir. Onun için çok esnek ve değişebilir bir siyaset gütmek zorundadır. Daha dün ABD başkanının verdiği ve dünyaya ilan ettiği Suriye’den çekilme kararını kısa zamanda nasıl değiştirdiğini gördük, buna inanarak ve buna isnaden müttefiki olan Türkiye acaba nasıl bir tavır takınırsa ilkeli bir dış siyaset üretebilir. ABD’yi yok sayarak nasıl bir yol alabilir.

Rusya’ya bel bağlayarak ona tam güvenerek nasıl ilkeli ve kalıcı bir İslam dünyası siyasetini yürütebilir. Rusya’yı hesaba katmadan Suriye’de tek başına bir yol haritasını nasıl çizebilir? İran’ı işin içine dahil etmeden Suriye’deki kargaşadan ve kaostan nasıl sıyrılabilir.

AB ülkelerinin bölgemiz ve hassaten Suriye üzerindeki etkisini kaale almadan onlarla uzlaşmadan kendi iç güvenliği de dahil nasıl bir siyaset icra edebilir?

Arap ülkelerini Arap Ligini yok sayarak bölgede nasıl etkisini sürdürebilir? Bu sayılanlar ve benzerleri sadece Suriye üzerindeki etkilerdir. Akdeniz’deki menfaatler, Ege'deki problemler, Karadeniz’deki gelişmeler, Türkiye’nin Afrika’daki varlığı ve menfaatleri, Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetlerdeki ticari ve siyasi ilişkileri ve bağlantıları, Çin ile girişilen yeni iş yapma istekleri ve imkanları vb.

Bütün bu problemler aynı zamanda birer imkandır. Türkiye, eğer iyi düşünülmüş ve iyi etüt edilmiş bir siyaset yürütülebilirse, bu riskleri imkana ve avantaja çevirebilir.

Coğrafyayı, tarihi, bölge ülkelerinin korku ve beklentilerini, her bir ülkenin Suriye üzerindeki gerçek etkisini, diğer dünya güçleriyle irtibat ve vardıkları mutabıklarını… detaylı ve bilgiye dayalı analiz edebilir, siyasi ferasetle ve devlet aklıyla değerlendirebilirse ülkenin geleceği aydınlık olabilir. Buralarda yapılan bir hata, aceleci bir tarz ve tavır, bölge ülkelerinden her hangi birini hafife alma veya menfaatlerini görmezden gelmeye yönelirse imkanlar hemeninde riske dönüşür ve ülkenin başına bela olur.

Dış siyaset yerel siyasete, iç çekişmelere kurban edilmemelidir, çünkü dış siyasetteki hata iktidarların değişmesiyle telafisi bazen mümkün olmayabilir. 

Türkiye, ABD gibi, Rusya gibi, İran gibi, Arap Ligi gibi, AB ülkeleri gibi hatta Esed rejimi gibi davranamaz.

Ayrıca Suriye (ve bölge) meselesi sadece bir dış siyaset meselesi değil aynı zamanda bir iç siyaset ve iç güvenlik meselesidir de.

Arap Ligine, Esed rejiminin alınma isteği – Yakında gerçekleşecek- Türkiye bundan böyle Arap dünyasıyla karşı karşıya gelecek demektir. Sade Arap dünyası değil, Rusya, İran, ABD, AB ülkeleri de bundan böyle Suriye üzerinde hak iddia edecekler, Suriye siyasetine müdahil olacaklar.

Unutulmaması gereken en önemli husus İsrail’in Suriye üzerindeki emelleri ve Suriye’de nasıl bir siyasi sonuca razı olacağıdır. İran ve Türkiye hariç Suriye üzerinde etkili olan tüm aktörler için İsrail’in güvenliği ve geleceği birinci önceliktir, İsrail’in razı olamayacağı hiçbir siyasi çözüm Suriye’de yürürlüğe giremez.

İran’ın İsrail ile mücadelesi Suriye üzerinde gerçekleşiyor, İran İsrail üzerinden kendi güvenliğini korumaya çalışıyor. İslam devriminden sonra dış siyasetine İslamî ideoloji kılıfını giydirerek bir dış siyaset yürütüyor görünse de aslında öyle olmadığı son Suriye, Yemen ve Irak olaylarıyla bu kamuflajlı siyasetin maskesi düştü. Uluslararası büyük güçler bu konuda İran’a güvence verse İran İsrail’e karşı tutumunu değiştirir. Türkiye İran’a da bu konuda büsbütün güvenemez.

Bütün dünyayla problemli bir dış siyaset güdülemez; öyle ise, kendini merkeze alarak geleceğini düşünerek bir dış siyaset yürütmelidir. Türkiye ayakta kalabilmek için Doğu-Batıyı, Kuzey-Güneyi hesaba katarak dış siyaset gütmelidir. Her hangi bir güce tam yaslanıp ötekini karşısına alarak bir siyaset yürütemez. Eski İki Kutuplu dünya siyaseti bitti, yeni dünya siyaseti daha esnek ve kaypak, her an her şey olabilir bir dünyaya dönüştü.

Türkiye hem bugününü garantiye almaya çalışmalı bunun için esnek ve her an değişebilir bir siyaset gerekli. Hem de geleceğe yatırım yapmalıdır, gelecek yatırım ise; tutarlı ve çevre ülkelerine karşı adil ve insani bir siyasetle mümkün olabilir. Bu zor işi becerebilme zor zamanda konuşabilen insanların, siyasilerin işi olsa gerek.

Çelişki gibi görünen bu ikilem arasından gerçeğe ve hakikate en yakın ve uygulanabilir bir iç ve dış siyaset çıkarıp uygulamak mümkündür. Dürüstlük, realiteye gözünü kapamama, hak ve adalete imkanları ölçüsünde riayet etme, tarihten ve coğrafyadan kopmama, tarih ve coğrafyanın imkanlarından ve tecrübelerinden yararlanma ve ders çıkarmayla mümkün hale gelebilir.

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Hasbihal
(16 Ağustos 2019, Cuma) Nereye/neye od...
Ben Muhafazakâr Mıyım?
(5 Ağustos 2019, Pazartesi) Muhafazak&...
Neredeyiz?
(26 Temmuz 2019, Cuma) Herkes nerede ol...
Varlığımızın Ardındaki Hakikat
(19 Temmuz 2019, Cuma)  İnsan &uu...
İnsan Kendi Özüne Bakabilir Mi?
(14 Haziran 2019, Cuma) Uzun bir aradan...
2019 Yerel Seçim Sonuçlarının Yankıları - 2
(26 Nisan 2019, Cuma) Kılıçdar...
2019 Yerel Seçim Sonuçlarının Yankıları
(19 Nisan 2019, Cuma) 2019 yerel se&cce...

Kimler Sitede

Şu anda 15 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 513
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3151290
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >