Kazım SAĞLAM
Ötekisi Kendisi Olanlar PDF Yazdır e-Posta

        Ötekisi  Kendisi Olanlar         (4 Şubat 2011, Cuma)

Her şey zıddıyla kaimdir, derler. Gece-gündüz, aydınlık- karanlık, küfür-iman, cennet-cehennem, sıcak- soğuk, hak-batıl, zalim-mazlum, ezen-ezilen...

Bu hâl, insanlar için de geçerlidir. Anlam kazanmamız için ötekimizin olması lazım, ötekisi olmayan aslında yok demektir.

Hayatta hiçbir şeye kızmayan, hiç düşmanı olmayan insan acaba var mıdır? Böyle bir şey mümkün müdür?

Necip Fazıl?ın

"Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;

Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!.."  dizeleri insanî durumumuzu izah ediyor.

Tek tek her bir fert için öteki.

Toplumlar için öteki.

Medeniyetler için öteki.

Tüm insanlık için öteki.

?

Devamını oku...
 
Batılılaşma Serüveni Devam Ediyor PDF Yazdır e-Posta

       Batılılaşma Serüveni Devam Ediyor   (21 Ocak 2011, Cuma) 

      Osmanlı batılılaşması, yenilgi sonucu ortaya çıkmıştır ve imparatorluğu kurtarma arayışına girenler, kendini yenen batının her şeyini almayı bir çıkış yolu kabul emişlerdir.

      Kabul etmemiz lazım gelir ki Osmanlı?nın son dönemi çökme eşiğine gelmişti. Devlet idaresi acziyet içinde, dış temsilciliklere teslim olmuş bir bürokrasi, çökmüş bir medrese, otoritesi bitmiş bir padişah, batıya hayran bir aydın kitle ve borç içinde bocalayan bir yapıyla karşı karşıyaydık.

      Alınan her tedbir tersine dönmüş, yeni fikir ileri sürenler hainlikle suçlanıyordu.

      Ayrıca tüm dünya Osmanlı?ya düşman, hasta adam ilan edilen imparatorluk dış destek arayışında ve fakat istediği desteği bulamıyor. Çağı anlayarak kendini yenileyeceğine iç düşman arama hevesine düşmüş bunun neticesinde ülke insanı birbirine düşman kesilmişti.

Devamını oku...
 
MTTB ? I (Milli Türk Talebe Birliği) PDF Yazdır e-Posta

MTTB ? I  (Milli Türk Talebe Birliği)

Osmanlı?nın çökmeye başlaması arayışları hızlandırdı. Batılılaşma serüvenimiz de bir bakıma İmparatorluğu kurtarma arayışıdır.

Osmanlı?yı kurtarma çareleri arasında üç tarz-ı siyaset öne çıkıyor. a)İslâmcılık b)Osmanlıcılık c) Türklük veya Türkçülük.

Bu arayışlar sürerken II. Abdülhamit döneminde iki ayrı uç beliriyor, daha doğrusu iki ayrı zümre oluşuyor. Mevcudu muhafaza etmeye çalışan iktidar, Sultan II. Abdülhamit. Mevcudu değiştirmeye azmeden ve her yolu denemeyi mubah gören İttihat ve Terakki Cemiyeti ve bazı arayış sahipleri.

1908 Meşrutiyet Devrimi?ni sağlayan siyasi dernek (parti) İttihat ve Terakki Cemiyeti?nin temeli, 1893 yılında İstanbul?da Askerî Tıbbiye?de atıldı. Kurucuları Dr. İshak Sukûtî, Dr. Abdullah Cevdet. İbrahim Temo ve Şerafettin Mağmuni?dir. Cemiyetin amacı istibdada karşı direnmek, Meşrutiyet yönetiminin yeniden yürürlüğe girmesini, özgürlüğe, eşitliğe, mal ve can güvenliğine yer veren bir yönetimin kurulmasını sağlamaktı.

Cemiyet, kısa zamanda gelişti, İstanbul?da birçok semtte gizli komiteler kuruldu. Kahire?de ve Paris?te dernek adına yayımlara girişildi. Bunun üzerine II. Abdülhamit yönetimi, İstanbul?da sıkı araştırmalara girişti. 1897?de Cemiyet üyelerinin çoğu ele geçirilerek bir kısmı hapsedildi, bir kısmı sürgün edildi. Ama devrim düşüncesi yok edilemedi.

İttihat ve Terakki?nin amaçları özellikle Rumeli?de subaylar, askerî öğrenciler ve memurlar arasında yaygınlaştı. Selanik, cemiyetin merkezi haline geldi. Atatürk ve İsmet İnönü de cemiyete üyeydiler.

MTTB?ye giden yol 

Cihan harbinden sonra yenilen Osmanlı toprakları üzerinde küçülerek kurulan TC , İTC içindeki olumlu unsurları da tasfiye ederek ulus-devlet inşa etti. Bu yeni ulus devlete yeni bir tarih, yeni bir fikir ve yeni halk lazımdı, bunu da en iyi gençlik sağlayabilirdi.

Devamını oku...
 
İslâmcılık Modern Bir Hareket midir? Modernist Bir Hareket midir? PDF Yazdır e-Posta

      İslâmcılık Modern Bir Hareket midir? Modernist Bir Hareket midir?   (7 Ekim 2011, Cuma)

 

      İslâm, hayat dinidir, daima diri ve hayydır, çünkü Hayy olan yüce Allah tarafından bize sunulmuş ilahi bir dindir.

 

      Bu ilahi din insanlık tarihiyle başlar, ilk insan aynı zamanda ilk peygamberdir.  Hz. Adem ile başlayan Nebilik, tarih boyunca tüm insanları hakka ve gerçeğe çağırmış, onları fahşadan ve tuğyandan alıkoymuştur.

 

      İnsanlık var oldukça da hakka ve gerçeğe çağırma devam edecektir. Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)?e kadar toplumların ifsadı başka bir Resul gönderilerek sağlandı. Son Nebi?yle bu iş yanı nübüvvet hitama erdi. Artık Resul gönderilmeyecek, fakat toplumlarda ifsad ve bozgunluk devam ediyor ve edecek, bu bozgunculuk ve sapmaya karşı peygamberlerin görevlerini muvahhitler, bilenler yürütecek, bu yürütüş bir görevdir, bir yücelik ve faiklik değildir.

      Ayrıca yeni yeni icatlar ve oluşumlar ortaya çıkıyor bu nevzuhur icad ve oluşumlara karşı da insanlık adına, gerçek adına, İslâm adına, söz söylemek, duruş sergilemek gerekecektir.

      Bu yönüyle devamlı akan bir hayat vardır, bu akan hayata karşı da devamlı diri olan ve diriltici olan İslâm?ın bir değerlendirmesi olacak ve olmalıdır da. Aksi halde din toplumdan tard edilecek ve hayatla din arasındaki bağ kopacak bunun sonucu olarak toplum ile din, hayat ile din arasındaki bağ da kopacaktır. Böyle olursa din tarihsel bir metin haline dönüşecek veya o seviyeye indirgenecektir. Vicdanlara hapsedilecek ve laisizmin oyuncağı haline dönüştürülecektir.

 

      Allah?ın dini İslâm, tüm zamanların ve mekanların dinidir. Tüm zaman ve mekanlara da hükmedecektir, etmelidir. Zaman zaman bazı aksamalar, inkıtalar olur, fetret devirleri oluşur, insan azar sonra tekrar sırat-ı müstakime döner.

Devamını oku...
 
MEMİŞ PDF Yazdır e-Posta

MEMİŞ                                                                                             (2 Şubat 2012, Cuma)

Güneş ağır ağır tepeye tırmanıyor, Abbasların Ahmet, Ağustos böceklerinin cızzıt cızzıt seslerine inat ıslık çalarak bahçeye doğru yürüyordu. Bağların arasından geçerken komşusu Hüsnü?ye rastladı, selam verdi.

-Aleykümselam ve rahmetullahi diye yüksek sesle selamını aldı.

-Hüsnü nasılsın, bu sene mahsul nasıl olur dersin.

- Kaza bela olmazsa inşaallah iyi olacak. Allah?a hamdolsun şimdiye kadar her şey güzel.

Hüsnü, cıgarasını yaktı ve az önce, üzüm bağının dibini oyan kaplumbağayı yerden alıp ters çevirdiği, sonra kendi kendine ?sırt üstü depren dur geberinceye kadar öyle kalırsın, seni melun gelip üzümlerimi berbat ediyorsun? dediğini düşünüyordu.

Bostana gidiyorum kaplumbağa, bahçeye gidiyorum kaplumbağa, bağa geliyorum kaplumbağa nedir bu hayvanlardan çektiğim.

Aslında kaplumbağa hayatın bir parçası, her yerde var, kimseye öyle abartıldığı kadar zararı yok. Sokmaz (yılan, akrep gibi), keçi koyun öldürmez (kurt gibi), tavuk yemez (tilki gibi), mısır, darı gibi ekinlere domuz gibi zarar vermez. Üzüm bağına verdiği zarar da çok az ve hafiftir, iki üç salkım üzümü telef eder o kadar. Ayının üzüm bağına verdiği zarar ile kaplumbağanın verdiği zararı kıyaslasan farkı anlarsın. Ayrıca fare gibi arkları delip tarlanın su basmasına da vesile olmuyor. Hüsnü bunları düşünmüyordu, bir kere kızmış artık hızını alamıyor hırçınlaşıyordu.

Halbuki çocuklar onunla oynuyor, bazen yalın ayak üzerine çıkarak şifa bulmaya bile çalışıyorlar. Kendisi de küçükken az mı kaplumbağanın kabuğunu taşla kırıp kanatmış, sonra aynı kaplumbağa bir ay içinde kabuğunu yenileyip hayatına devam etmişti. Çok dayanıklı ve masrafsız hayvan.

Küçükken yaşlı bir kaplumbağayı taşlarla döverek kabuğunu kırmaya çalıştığında kaplumbağa onu ikinci defa gördüğünde hemen kafasını ve ayaklarını içeri çekmiş kendini ona karşı korumaya çalışmıştı. Hayvan tehlikeyi görünce tedbir almış ve o çocuk haliyle bile kendisinden korkmuştu, o da bundan hazz duymuş ve içten içe gururlanmıştı.

Zararsız hayvanlara ne diye bu kadar eziyet edilir pek anlaşılmaz.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 78

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

Toplumsal Yapılanmada Dinin Yeri - I
(30 Mayıs 2020, Cumartesi) Din; kişi,...
Acziyetin İçinde Saklı Kuvvet
(16 Mayıs 2020, Cumartesi) "Der tarik-...
Genelleme? Komplo? Teferruat?
(7 Mayıs 2020, Perşembe) Hangi konu, ...
Hani Kamplaşma Olmayacaktı!
(4 Mayıs 2020, Pazartesi) Bilim-din i...
Nesli Koruma Mücadelemizi Sürdüreceğiz
(28 Nisan 2020, Cuma) Geçtiğimiz haft...
İnsan Evladı Kendine Kulak Ver!
(24 Nisan 2020, Cuma) İnsan evladı ol...
Kaçınmak - Sığınmak
(17 Nisan 2020, Cuma) Kaçınmamız ger...
İçimize Dönmenin Vakti
(10 Nisan 2020, Cuma) Koronavirüs musi...

Kimler Sitede

Şu anda 9 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 542
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 3545621
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >